23 nisanı kutlayabilenlere imreniyorum. Ben kutlayamıyorum çünkü
Ne içimden uyanmak geldi bu sabah, ne çocukların istiklal marşını dinlemek.
Her sene yaptığım gibi bugünün tarihini tekrar tekrar araştırmak gelmedi içimden ilk defa.
Bu kadar umutsuz ve isteksiz olduğumu hayatım boyunca hatırlamıyorum.
Gururlanamıyorum mesela.
Yüzlerce yıl sürmüş devletlerden, bir öncesinde yüzyıllarca sürmüş beyliklerden, küçük otağıdan çıkmış koca bir milletten gurur duyamıyorum.
Daha ilk yüz yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı devleti çürüttük.
Dokunulmaz ne varsa parçaladık.
“Devleti özelleştirdiler satıyorlar” diyen köydeki amca bir milyon fazla para alacak diye kendi eliyle toprağını sattı.
“Zeytinlerimizi kesiyorlar” diye ağlayan ninelerimizin torunları beyaz yakalı olarak aynı firmaların plazalarında kariyer yaptı.
Kendimize güvenimizi kaybettik. Sunulan huzurlu hayatla şımardık, şımardıkça israf ettik.
Çocuklarını küçük tanrılar gibi yetiştiren ebeveynler, sonunda kendi yetiştirdikleri kuşakların altında kaldı.
Sınır koymayı sevgisizlik diye adlandırdılar, sorumluluk öğretmeyi baskı diye tanımladılar.
Bir grup kendi sorumluluğunu bilen aileler bedellerini ödüyor.
Seçimlerimizi biz yaptık.
Sandıklara gidip oy verenlerin hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıydı.
Oyları sayanlar da öyle.
Oyların sonuçlarını sistemlere yazanlar da bizim insanımızdı.
İlk fırsatta din ve devleti birbirine karıştırdık.
Alıştığımız saltanat düzenine tapınmaya devam ettik.
Saltanat geri gelsin diye cemaatlere çocuklarımızı emanet ettik.
O cemaatleri kuran insanlar da bu memleketin insanlarıydı.
Devlet dairelerindeki memurlar da öyle.
Şimdi hangi ihmali sürdürdüysek, hangi yanlışa göz yumduysak sonucunu yaşıyoruz.
Görmezden gelip başımızı çevirdiğimiz her yanlış çığ olup üzerimize çöküyor.
Şimdi çocuğuma savaş ve darbe kötülemesi yaparken gözlerindeki güvensizliği görüp susmak zorunda kalıyorum.
Bu kadar tüketilen ebeveynler çocuğuna hangi umudu aşılayabilir?
Bence Türk milletine yapılacak en büyük iyilik kendisiyle yüzleştirmek olacak.
Her dönem bir kurtarıcının çıkıp peşinden sürüklemesine alışıp bir de bundan şikayetçi olan topluma dönüştük.
Artık bir kurtarıcı yok, olmamalı da.
Her ne tercih yaparsa yapsın arkasını toplayan bir askere güvenen halk savunulmaya değmeyecektir.
Bunun örneğini de 1923 yılından bu güne kadar yaşananlarla kanıtlayabiliriz.
Çok uzağa bakmamıza gerek yok.
23 Nisan dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek gündür. Bunu yaratan toplumun kendi çocuklarına sahip çıkamaması gerçek yüzümüzü ortaya apaçık koyuyor.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun
