Alan Koruma Psikolojisi

Bir kız kaç kere taşınır?
Kaç ev değiştirir?
Bastığı zemin kaç kere ayağının altından çekilip alınır?
Kaç evden kovulur?

Hayatının tarihsel kronolojisini kimsenin önüne koymasına gerek yok insanın. Çok göç etmiş insanların ruhuna zaten kazınır bu yersizlik yükü.

Şimdi yok efendim ben şöyle çektim, böyle eziyet gördüme girmeye gerek yok asla. Mesele yaşananların listesi değil. Mesele, bütün bunların insanın içinde oluşturduğu birikim. Çünkü aktarılmadığında insanın içinde patlayacak gibi oluyor.

Kök salmanın önemini insan kırklı yaşlarına yaklaşınca daha iyi anlıyor.
En basit örneği; dört yıl okunan bir üniversitenin sonunda alınan bitirme belgesi gibi. Dört sene çalışılan bir şirketten çıkarıldığında içeride birikmiş tazminatı alabilmek gibi.

Her yıl bir evden taşınmanın masrafını düşünebiliyor musunuz?

Anılarınızı, geçmişinizi kaç santimlik kutulara sığdırabilirsiniz?

Küçüklüğümden bu zamana kadar anısı olan eşyaları biriktirmeyi çok sevdim. Son sekiz yıldır yerimden kıpırdamadığımda fark ettim ki, anı eşyalarını biriktirme huyumdan vazgeçmeye başlamışım.

Aslında yaşadıklarıma tutunmak istemişim.
Köklenerek büyümek istemişim.

İnsan bir yere kök salamadığında, sonunda kendi bedenini geçici ev gibi kullanmaya başlıyor.

Kimse rahat ettiği hayatını kendi isteğiyle terk etmez diye düşünüyorum. “Konfor alanınızdan çıkın” cümlesi bana hep tuhaf gelmiştir. Çünkü konfor alanına hasret bir yaşam için, terk edilecek bir rahatlık fikri bile bazen gerçek değildir.

Çocukluğumda ve gençliğimde birçok yer değiştirdim. Hiçbiri benim düzenim değildi. Hiçbirine ait değildim.

Kendi yaşamımı kurma çabasına girdiğimde ise dış baskılar sonucu yine birçok kere yer değiştirmek zorunda kaldım.

Uzun bir süre, yetişkinliğime geçiş dönemimde kendimi evimde hissettiğim bir çatım vardı. Daha sevimli, daha dolu bir yuva düşüncesiyle bu kez kendi irademle şehir değiştirdim.

Yine dış baskılar yaşandı.

Bu sefer tavrım, öncekiler gibi yeni bir yaşam arayışı değil; alanımı koruma niyetine evrildi. Gördüm ki yer değiştirmek kadar, olduğun yerde kalmak da zor. En azından benim için. Herkes için değil tabii.

Düzen içine doğmuş ve düzen içinde eğitilmiş insanlarla aynı kulvarda olmadığımı anlamam uzun zaman aldı.

Benim rehberim yollar, araçlar ve deniz oldu.

Yaşadıklarımı aktarabileceğim şey ise bir sükunetim ve bir kalemim haline dönüştü.

Sükunetim insanların yanında hiç işe yaramadı. Ama kurtardığım, yanımda büyüttüğüm ve sevgi verdiğim canlılarda çok işe yaradı.

Kalemimse geç kalınmış, sürekli yırtılıp atılmış günlük yapraklarından bir içerik evrenine dönüştü.

Yoğun birikimlerin aktarılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü aktarılmadığında beden sağlığını bozduğunu deneyimledim.

Aktarılmayan deneyimin toprakta çürümesinin hiçbir anlamı yok.

İnsan bu kadar şey yaşadığı hayatın bir karşılığı olması gerektiğine tutunuyor belki de.

Çünkü sürekli yer değiştiren insanlar sadece ev taşımaz. Hafıza taşıyıcısına dönüşür.