Bu yazı, 23 Nisan’ın anlamı üzerinden Türkiye’deki toplumsal çürüme, sorumluluk kaybı, kuşaklar arası kırılma ve kolektif yüzleşme eksikliğini ele alıyor. Geçmişin fedakârlıklarıyla bugünün güvensiz toplumu arasındaki farkı sorgularken, çocuklara bırakılan geleceğin neden bu kadar kırılgan hâle geldiğini tartışıyor.
ABD’de okul saldırıları ve ergen failler uzun süredir sistematik bir sorunken, Türkiye’de bu tür vakalar gecikmeli olarak ortaya çıkıyor. Her iki ülkede de şiddetin yaşı düşüyor; çocuklar hem hedef hem fail konumuna geçiyor. Bu durum, disiplin ve sınır eksikliğine bağlı toplumsal çözülmenin göstergesi.
Dijital uyarımların sonu gelmek bilmedi.Sonunda Meta gibi şirketlere açılan davalarda yüksek meblağlı cezalar gelmeye de başladı. Elbette tüm yaptırımların sonuçları hemen ortaya çıkmayacak.Bu süreçler zaman alır. 5 yılı bulur.Ama bir kırılımda mıyız?Evet. Konuştuklarımızın ardından telefonlarımızda karşımıza çıkan aynı konulu reklamlar…Kaydırma alışkanlığı yaratmak için kurgulanan bildirimler…Ekran süresini uzatmak için bireyi ürüne dönüştüren analiz sistemleri… Bunların hepsi…
Ben Kimim? Ben Sevde Gül Eren. İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Geldiğim yer, içinde bulunduğum kültür ve aile yapısı; bugün nasıl düşündüğümü belirleyen temel katmanları oluşturdu. Eğitim hayatım tasarım ekseninde ilerledi. Cam, çini ve seramik eğitimi aldım. Ardından grafik tasarım ve marka iletişimi alanında kendimi geliştirdim. Uzun yıllar ajanslarda ve farklı markalarla çalıştım. Kiğılı, Uykusuz, Penguen, Erdemoğlu…